Bir sebep bulup gökyüzüne bakmak hastalığı

Lizbon Havaalanı (LIS) trafiği en yoğun alanlardan biri. Avrupa’da on üçüncü sıradaymış. Lizbon Havalimanına anlık olarak inen ve kalkan uçakları buradan izliyorum boş kaldıkça. Bu da ayrı bir hastalık işte. Alan şehir merkezine çok yakın olduğu için özellikle iniş alçalmaları şehrin içinde gerçekleşiyor adeta. Hal böyle olunca gözü sürekli havada olan benim gibiler bolca uçak görüntüsü ve sesiyle besleniyorlar.

Gecenin karanlığını dizi dizi asılmış sahil lambaları misali aydınlatan bu güzellikleri izlemek doyumsuz bir tutku benim için. Tepemden geçen uçak nereye gider nereden gelir, içindekiler bizi şu an nasıl hayal eder vs hep merakıma konu olur.

İstanbul ve Londra en çok uçağa maruz kalan alanlar ama bu iniş ve kalkışlar yoğun olarak bu alanların birer aktarma merkezi (hub) olmalarından kaynaklanıyor — İstanbul Havalimanı yolcularının neredeyse yarısı (%48) uzun mesafe transit yolculardan oluşuyor. Oysa Lizbon’a inen 180-200 kişilik küçük gövdeli uçakların kalkış ya da varış noktalarının burası olma gibi bir özelliği var. Ülkenin farklı yerlerindeki turist yoğunluğu bunun göstergesi. Portekiz Ulusal İstatistik Enstitüsü’nün 2026 başı verilerine göre Lizbon havalimanına inen yolcuların büyük çoğunluğunu uluslararası doğrudan trafik oluşturuyor — Mart 2026’da bu oran %83’ü aşmıştı. Bu ciddi bir rakam. Ülkenin mistik havası, turizme yönelik ürün çeşitliliği, gıda ve ulaşım fiyatlarının pek çok Avrupa ülkesine göre uygunluğu, güler yüzlü olmasa da en azından kazıklamayacağını hissettiren sektör çalışanlarının varlığı ve benzeri etkenler hep tercih sebebi. Evet yanlış okumadınız, “güler yüzlü olmayan” dedim. Gezi yazımın içinde bunu açıklamaya çalışacağım. Tadı damağında kalan Portekiz deneyimimin sözcükleri diziliyor peyderpey.

Kaynaklar:

Portekiz verisi: INE – Hava Taşımacılığı Hızlı İstatistikleri, Mart 2026

İstanbul verisi: iGA – 2025 yıllık yolcu raporu (Hurriyet Daily News, 30 Aralık 2025 tarihli haber üzerinden doğrulandı)