Lizbon Havalimanında üç saat

2026 yılının Nisan ayından itibaren AB üyesi olmayan ülke vatandaşlarının Schengen ülkelerine giriş ve çıkışlarını dijital olarak kayıt altına alan yeni bir sisteme geçildi: Avrupa Sınır Giriş/Çıkış Sistemi (EES — Entry/Exit System). Daha önce birkaç kez ertelenen bu sistemle birlikte pasaportlara basılan ıslak damgalar tarihe karışıyor; bunların yerini yüz taraması ve parmak izi gibi biyometrik verilerin elektronik kaydı alıyor. Amaç: sınır güvenliğini artırmak, vize ihlallerini önlemek ve Schengen bölgesindeki kalış sürelerini otomatik takip etmek.

Ama uygulamada tablo farklı. Sosyal medyaya ve haberlere yansıyan haliyle bu sistem, sınır kapılarında ciddi zaman kayıplarına yol açıyor; normalde bir-iki saatte tamamlanan pasaport kontrolleri artık çok daha uzun sürüyor.

Haberlere en çok konu olan ülkelerden biri Portekiz, özellikle de yoğun insan trafiğiyle öne çıkan Lizbon Havalimanı. Türkiye’den gelen yolcular zaten son yıllarda Avrupa sınır kapılarında ciddi sorgulamalarla karşılaşıyor. EES’in getirdiği yeni yük ise biyometrik veri kaydı sırasında yaşanan ek bekleme süresi. İlk kez bir AB ülkesine giriş yapanların verileri sisteme işlenirken aynı zamanda geliş amacı, konaklama süresi ve yerleri, yanlarındaki para miktarı gibi bilgiler de alınıyor. Her yolcuya ayrılan süre değişse de toplamda ciddi bir zaman alıyor.

İzmir’den akşamüzeri kalkan uçağımız Ege’yi geçip Yunanistan hava sahasını takip ederek dört saatten uzun bir yolculukla Avrupa’nın en batı ucuna ilerledi. Lizbon’a iniş yaparken pencereden izlenen manzara görkemli bir tablo sunuyordu; uçak Tejo Nehri üzerinden alçalarak şehrin binalarına neredeyse dokunur gibi Humberto Delgado Havalimanı’na indi.

Pasaport kontrolündeki beklememiz üç saati buldu — yukarıda saydığım nedenlerle. Lizbon standartlarında bu aslında “makul” sayılıyor; haberlere beş-altı saatlik kuyruklar yansımıştı. Bizim için süreci kısaltan tek şey, mayıs başında başka bir AB ülkesinde biyometrik kayıt işlemimizin zaten yapılmış olmasıydı; bu kez yalnızca olağan sorularla muhataptık. Görevli memur sempatikti, ama dönüş bileti dahil tüm evraklarımızı görmeden geçişe onay vermedi.

Cuma gecesi saat on buçuk civarında ülkeye giriş yaptık. Ertesi sabah araç kiralayıp kuzeye çıkmayı planladığımızdan havalimanına yakın bir yerde, B&B Aeroporto Hotel’de kalmaya karar verdik. Otele ulaşmak için Bolt üzerinden araç istedik. Uygulama şoförün bizi nerede bekleyeceğini tarif eden bir mesaj iletti — ama o noktanın havalimanı içinde tam olarak neresi olduğunu bir türlü çözemedik. Çevremizde yüzlerce turist aynı anda ya taksi kuyruğuna giriyordu ya da otobüs duraklarına yöneliyordu; kalabalık, gürültü, her yerde Portekizce tabelalar.

Şoför bir noktayı tarif ediyor, biz oraya ulaşamıyoruz. Derken uygulamadan bildirim geliyor: ücret kartımdan çekilmiş, şoför “yolcu buluşma noktasına gelmedi” diye kapatmış. Hemen ikinci bir uygulama deniyorum; araçlar meşgul, dinamik fiyatlandırma devrede, rakamlar gülünç düzeyde yüksek.

En sonunda toplu taşımaya yönelip bir otobüsle gece yarısını geçe otelimize varıyoruz.

Oteli görünce biraz ferahlıyoruz. Önceki B&B deneyimlerimizden farklı olarak burada 24 saat resepsiyon var, giriş hızlı tamamlanıyor. Su ve kahve de ücretsiz, yirmi dört saat. Oda beklentinin çok üzerinde — geniş, kullanışlı, temiz. Banyo da öyle. Uzun bir günün sonunda bu kadarı yeterliydi.

Yorum bırakın