Trabzon (Doğu Karadeniz 2)

Trabzon’a çeşitli vesilelerle ve farklı yollardan defalarca gittim. İlk gidişimi unutamıyorum. Çünkü tıpkı yöresel yemeklerin gittikleri yerlerdeki değişimi gibi bizim yıllarca tanış olduğumuz Trabzonlu, Karadenizli dostlarımız da Ege’ye uyum sağlamışlar meğer. Bunu ilk gidişimde, üniversite kampüsüne gitmek için bindiğim dolmuştaki diyaloglardan fark ettim. Meydandaki dolmuş durağına geldiğimde bıçkın delikanlılığın ne olduğu konusunda hiç bilgim olmadığına kanaat etmiştim. Hareket ve söylemlerdeki sert ve keskinlik o kadar belirgindi ki ürkmüştüm. Dolmuş yolculuğu sürerken para alış verişleri devam ediyor ama hiç kavga çıkmıyordu. Oysa İzmir’de dolmuşta ya da başka bir yerde birbirine o kadar sert çıkışanlar mutlaka cenge girerlerdi. O yol boyunca gözlemim aslında bu insanların dışa yansıyan sert ve keskinliğinin iç dünyalarını pek yansıtmadığını düşündürmüştü. Yoksa kan gövdeyi götürmeliydi bu şartlarda. Tebessüm neredeyse hiç yoktu. Fıkralardaki tabelalar gerçek, gırgır şamatada Temel, İdris, Dursun kayıptı. Şehirde bir tam gün geçirip, gezince, insanları biraz daha izleyince ve akşam üzeri Boztepeye çıkıp çay içince dedim ki bu insanlar nasıl gergin olmasın; top oynarken elinden kaçsa yolculuğun sonu Karadeniz. Dik yamaçlar, keskin virajlar, bağıran araç motorları, egzostlar, tarım yapılan seksen derecelik eğimli araziler… böyle gidiyor. Sonra Karadeniz’de yamaçlardaki evlerin neden dağınık, birbirinden uzak olduğuna da benzer yorumu getirdim, gerginiz arkadaş uzak durun yahu:) üstüne bir de gençlerin işsizliği, kadınların çok çalışkan olması, ama ortada görünmemesi, meşgalenin sadece bir futbol takımı üzerine yapılması, bunun da hakiminin erkek olması, kısıtlı düzlük alanlar…

Trabzon’daki ilk sabahımız benim daha önceki gelişlerimde edindiğim izlenimlerle tamamen örtüşür bir sabahtı. KTÜ Sahil Tesisleri çok başarılı, denizin içinde, yeşilin ortasında adeta. Ama bu yumuşaklığa rağmen kimse size günaydın demiyor, kahvaltınızı zorla hazırlamışlar gibi sert sert bakıyorlar ve hiç tebessüm etmiyorlar. Durumu olduğu haliyle kabul ediyoruz.

Gezi rotamızda ilk olarak Kızlar Manastırı var, kapalı! Rotalarda önerilen yerlerden Zağnos Vadisi her yerde görüşebilecek bir rekreasyon alanı. Kaleye çıkacak moral yok. Bizi Atatürk Köşkü paklar diyerek yolumuzu dik yamaçlara çeviriyoruz ki tam isabet, epeyce yükseğe kurulu ormanlık alanda, hoş bir bahçe ve ortasında beyaz bir mücevher. Atamız burada sadece iki gece kalabilmiş. Hatta hayranlıkla incelediğimiz duvardaki haritada kurşun kalemiyle kendi el hareketleriyle işaretlenmiş yerler var. Dersim olayları sırasında buradaymış ve muhteşem ayrıntıların yer aldığı Türkiye haritası üzerinde isyanı bastırmak için talimatları buradan vermiş. Kullandığı eşyalardan çok sevdiği fincanı camekanın içinde sergide. Yapı çok zarif, her odası özenle döşenmiş, belediye himayesinde ve bakımlı. Artık Trabzon denince bu Köşk gelecek aklımıza. Siz de görün, hissedin; bahçesinde yürüyün, balkonundan Karadeniz’i koklayın.
Sonraki durağımız Sümela Manastırı oldu. Ancak daha önceki ziyaretimizden sonra bakım için kapandığını duyduğumuz eser bugünlerde ziyarete açılmış. O da çok sınırlı haliyle.

Şehirde ve yollardaki tabelalarda Vazelon Manastırı ismini görünce araştırıp öğreniyoruz ki yeni keşfedilen yerlerden biri. Tabelaları takip ediyoruz. Dağların içine içine araç sürsek de akşam olurken içimize bir ürperti girse de aramaya devam ediyoruz ve en son tabeladan sonra izine rastlayamıyoruz. Trabzon gezimiz pek başarılı gitmiyor velhasıl. Ama bu bizden kaynaklanmıyor. Görülmesi önerilen yerlerin izindeyiz. Aranırken taranırken akşam oluyor. Kendimizi yeniden şehir merkezine ve oradan da Sera Gölü kıyısına atıyoruz. Çok şükür, günün kabusunu burası siliyor. Gölde su bisikleti gezisi, içilen çaylar, yenilen sütlaçlar… Gecemiz yine KTÜ tesislerinde geçiyor. Ilık havaya deniz kıyısında İzmirden getirdiğimiz çiğdemi çitleyerek eşlik ediyoruz. Şehir karşımızda, Karadeniz arkamızda ya da tersi. Karadeniz kıyısı boyunca Akçaabat civarından alçalarak yaklaşan uçaklar neredeyse avucumuza inecekler. Kalkışlarıysa Rize yönünden oluyor. Güzel gece.