İskeçe (Xanthi) – Yunanistan

Şehirler, insanlar, hayatlar; kimi yerde öyle farklı ki, uzağında kalıyor gönül her birinin. Oysa bazıları öyle değil, daha ilk nefeste içine alıyor insanı ve ayağına değen her Arnavut kaldırımı taşı adeta yıllar öncesinden bir ses fısıldıyor kulağına, şaşıyorsun.

Yıllar yılı ismini bildiğim bu İskeçe (Xanthi)’nin hiç bu kadar yakın geleceğini sanmazdım yüreğe. Evvel ezelden dikilen çınarların gölgesi öylesine kucaklayıcı ve keskin ki çok çok uzaklara taşıyor seni bu sıcak iklimde. Biliyorsun ki geri doğru attığın her adım seni o çınarın fidanlığına taşıdıkça tanış olduğun kimseler daha da yakın geliyor ruhuna. Daracık sokaklarıyla Ahiriyan mahallesinde dolaşırken kırık dökük Türkçeleriyle evlerine davet eden yaşı başı yerinde teyzeler, kendi hayat hikayelerinden hayatlar süzen sohbetler insanın içine içine taşıyor o kaldırım taşlarındaki sesleri.

Sonra bir kahve içimi bir başka çınar gölgesinde, hiç dilini bilmediğin insanların muhabbetindeki vurgulara bırakıyorsun kendini, başlıyorsun bir kaç satır yazmaya. Kıyamıyorsun geçen zamana, biraz daha satın almak istiyorsun yarından, avans niyetine, biraz daha. Bırakıyorsun mücadeleyi kendinle ve diğer her şeyle; diyor ki için bir daha mı geleceksin dünyaya. Sal, bırak yükünü bu yüzlerce yıllık çınarın gölgesine, bırak her şeyi ve anı yaşa.

Bir gün, bir geceliğine gelip de iki gecede doyulamayan bir yer burası. Öyle sessiz, öyle sakin ki kendini alıp gidemiyor insan. Batı Trakyamızda atalarımızdan miras insanlarıyla Edirne’nin bir ilçesi sanki. Köklü bir tarihe sahip mütevazı bir kent. Eski İskeçe kentin hemen üzerinde, yamaçta; sokak sokak gezilecek, kapı kapı koklanıp, yaslanılacak bir tarihi vesika. Etkisinde kalmamak imkansız.
İskeçe, Drama arasındaki eski yolu takip ederek kendinizi doğanın göbeğinde bulabilirsiniz. Ayrıca türkülerimizde geçen Drama Köprüsü de bu güzergahta. Drama’da kısa bir tur attıktan sonra Amphipolis Aslanı’nı yerinde görebilirsiniz. Bunun için, Strimon Nehri’nin kıyılarındaki düzlüğe MÖ 437 yılında kurulmuş olan Amphipolis Antik Kenti yakınlarındaki Strimon Nehri Köprüsünü hedef alıp sahile doğru gitmeniz gerekir.

İskeçe, Arihiyan mahallesi – Yunanistan
İskeçe (Xanthi) – Yunanistan
İskeçe (Xanthi) – Yunanistan
İskeçe (Xanthi) – Yunanistan
İskeçe (Xanthi) – Yunanistan
İskeçe (Xanthi) – Yunanistan

Drama Köprüsü, Kavala – Yunanistan

Drama köprüsü Hasan dardır geçilmez
Soğuktur suları Hasan bir tas içilmez.

Bir türküyü, şarkıyı bilmekle kalmayıp söylerse insan sözleri de daha bir içinde hissedebilir. Bütün göçmenler elbette bilir ama diğer herkes de bu türküye aşinadır bir yerde.

Halk kahramanı eşkiya Hasan’dır bahse konu. O vakitlerin Robin Hood’dudur kendileri bir nevi. Kötüden alır ihtiyaçlıya verir. Drama’nın Debrencik köyünde doğduğu için ismi Debreli Hasan olarak anılmıştır.

Hikaye ve rivayetler uzun ve çeşitli. Ben çok varlıklı ve kötü birinden eşkiyalığıyla aldığı paralarla bu köprüyü yaptırdığına dair olan hikayeye inandım. Gerisi size kalsın.
Bugün kendisini yad etmek nasip oldu. Ruhu şad olsun.

@ Nikifóros, Kavala, Greece

Zakintos adında bir müstesna

Yunanistan’ın önemli turistik adalarından biri olan Zakintos iki günlük ziyaretimizde bizi büyülemeyi başardı. Adanın yerel halkı tarım, biraz hayvancılık ve çokça turizm geliriyle yaşıyor. Küçük bir havalimanı olmasına rağmen Uluslararası Zakintos Havalimanına inen-kalkan uçakları gözünüzle görüp sayabiliyorsunuz. Ciddi sayıda uçuş var buraya. Gezdiğimiz, yemek yediğimiz yerlerden edindiğim izlenim o ki İngiliz, Alman, İtalyan ve biraz da Fransızlar burayı pek seviyor.

Ada içi ulaşım otobüslerle sağlansa da kiralık çeşit çeşit araçlar her yerde. Trafiği sıkışmayan (merkezde gece hariç), farklı dikkat çekici noktaları sayesinde ziyaretçiyi değişik bölgelere dağıtabilmiş bir ada burası. Çeşmelerden arıtılmış deniz suyu (tuzlu su) akıyor. Su sıkıntısı var. Bizim adada olduğumuz süre içinde çöpler biriktirildikleri yerlerde hadlerini aşmış görünüyordu. Tüm bunlara rağmen gergin, suratsız, mutsuz kimse görmedim. Küçücük köylerdekiler dahil taverna denilen lokantalar yüzde yetmiş-seksen dolu. Ortalama iki kişi bir yemeğe 20-30 arası ödeme yapılıyor. Porsiyonlar abartılı doyurucu. Elleri hiç sıkı değil. Önce gözün doyuyor. Bu paraya ne yedik ki diyemiyorsun.

Çok sayıda etkin plajı var. Bunlardan biri olan Navagio Plajı sözcüklere sığmaz güzellikte. Karetta ve foklar da Zakintos’talar. Bir sebebi olmalı değil mi? Adı bu sevimli canlıdan gelen Foça’da kaç fokumuz kaldı biliyor musunuz? Sayı sordum dikkat ederseniz.

Velhasıl bize biraz uzak ama imkanı olanın görmesini ısrarla önereceğim bir adadan ayrılmaktayım şu anda. Ve her yerde olmayan bir şey var ki gerçekten iki günde çarptı beni burası. Hiç el değmemiş adeta. Biyolojik anlamda da gözlemlerim oldu. Onları da yazmak istiyorum biraz aklım, kalbim yerine oturunca. İyilik ve sağlıkla.

Navagio Plajı, Zakintos – Yunanistan

Görüntü kalitesine müdahale etmeden kameranın gördüğü hali ve kadarıyla paylaşıyorum. Ben daha önce böyle renkleri bir arada görmedim. Görmüş olanlara saygı duyarım. Çok şanslılar. Ayrıca bu güzelliğe ev sahipliği yapan Zakintos Adası kendi başına zaten olağanüstü (Zakintos adında bir müstesna).

Fotoğraftaki batık gemi sigara kaçakçılarının hatırası. Türkiye üzerinden İtalya’ya giderlerken fırtınaya yakalanmışlar. Buraya sığınınca da … @ Shipwreck Beach Zakynthos