
New York’un parkları, bahçeleri
Görme imkanı bulanlar ya da izledikleri filmlerden, okudukları kitaplardan fikir sahibi olanlar bilir ki Amerikanın New York’u iş ve sosyal yaşam zenginliğinin yanı sıra parkları ve bahçeleriyle de ünlüdür. Yüksek katlı binaların arasına serpili bu yeşil dünyanın en meşhuru da Central Park’tır. Kendileri haklı bir üne sahiptir. Manhattan’ın orta yerinde, gökdelenlerin, yüksek katlı binların arasına yerleşmiş bir vahayı andıran Park bir kurul (Central Park Conservancy) tarafından yönetilir. Resmi web sitesindeki (http://www.centralparknyc.org/) bilgiye göre parkın yıllık bütçesi 85 milyon Dolardır. Kar amacı gütmeyen bu kuruluş, bütçeyi uygun şekilde değerlendirmek, artırmak ve parkın sahip olduğu değerleri koruyarak daima halkın hizmetinde tutmak üzere görev yapıyor.
Toplumun hafızası, gönüllülük
Bu ülkede bir çok alanda olduğu gibi parklarda, botanik ve hayvanat bahçelerinde de bir gönüllülük sistemi işliyor. Özellikle emeklilik yıllarını sürenler bir kenara çekilip malum akıbeti beklemekle günlerini geçirmiyor. Geçmişte mesleki ya da hobi amaçlı edindikleri bilgi ve deneyimi gönüllü olarak sunulan hizmetlerle yaşatmaya ve yeni nesillere aktarmaya devam ediyorlar. San Diego’daki Midway Uçak gemisini gezerken, bir zamanlar aktif olarak gemide ya da savaş uçaklarında görev almış ve bugün yaşları seksenin üzerinde olan kimselerin “sarı şapka”larını takarak ilgili oldukları alanlarda rehberlik yapmalarından bir yabancı olarak çok etkilenmiştim. Bu ortamlara düzenli olarak getirilen her düzeydeki okul çocuklarının etkilenme seviyeleri şüphesiz çok daha fazla olacaktır. Amerika’da neden etnik kökenin ötesinde bir Amerikalılık kimliğinin baskın olduğu bu gibi ayrıntılarla açıklanabilir belki. Çocuk çok küçük yaşlardan itibaren Amerikan milliyetçiliği ile bizzat işin içindeki kimseler yardımıyla tanışıyor.



Midway Uçak Gemisi ve gönüllü olarak tanıtım yapan “sarı şapkalı” emektar pilotlar

Devasa boyutlardaki Central Park’ın farklı bölümleri ve buraların da hem müdavimleri ve hem de gönüllüleri var. Gönül bağı önce sahiplenmeyi, korumayı ve sonra da maddi, manevi destek olmayı sağlıyor. Örneğin güllere merakı olan birisi bu konuya ayrılmış bölümde geçirdiği zamanın, hissettiği olumlu duyguların bir nişanesi olarak bir bankta adı yaşasın isteyebiliyor. Park bütçesine sağladığı katkıyla bu imkan kendisine verilebiliyor. Bakım, geliştirme ve koruma birlikte işlediğinden, kötü niyetlilere de fırsat verilmeyip aksine en ağır şekilde cezalandırıldıklarından park mobilyaları dahil her şey tertemiz ve pırıl pırıl olarak sizleri karşılıyor. Parklar çoğunlukla hava kararınca kapatılıyor. Yani belli saatlerde parktan yararlanabiliyorsunuz. Central Park da sabah 6 ile gece 1 aralığında kullanılabiliyor. Bu arada bir ayrıntı daha, eğer yanınızda çocuk yoksa çocuk oyun parklarına girmeniz mümkün olmuyor. Genel olarak tüm parklarda alkol almak, belli üç gün dışında ateşli piknik yapmak, sigara içmek yasak. Bu konuda bir fikir vermesi açısından Central Park’ın web sitesindeki ayrıntılı bilgilere erişilebilir: (http://www.centralparknyc.org/visit/rules-and-regulations.html).







… ve karşınızda, çetin zamanların tanığı, şimdilerin huzur şehri Bryant Park

Güzelliklerini keşfetmeniz halinde sizi bağımlı kılmaya aday New York mekânlarından biri de Bryant Park’tır. Bu güzellik, adını, gazeteci, yazar, editör, kölelik karşıtı ve aynı zamanda romantik bir şair olan William Cullen Bryant‘tan (1794-1878) almış. Bryant, Amerikan edebiyatında romantik hareketin başlamasında önemli rol oynamış. Şiirlerinde insan hakları ve özgürlük temaları öne çıkmış. Büyük bir üne sahip olmasını sağlayan Thanatopsis’i henüz 17 yaşındayken yazmış. Şair bu meşhur şiirinde, ölümün, sınıf farklılıklarını ortadan kaldıran evrendeki en demokratik güç olduğunu, nereye gidilirse gidilsin ondan kaçılamayacağını, sanıldığı kadar da korkunç bir şey olmadığını anlatmış.

Bu yazıya konu edilen ve Manhattan bölgesinin seçkin parklarından biri olan Bryant Park 1884 yılından bu yana böylesine özel bir değerin ismiyle anılır. Park 39.000 metre karelik (standart ölçülerde 5,5 adet bir futbol stadyumu kadar) bir alanda kurulu. Her yıl 12 milyondan fazla kişi tarafından ziyaret ediliyor. Yıl boyunca sevilerek gidilen dünyanın en işlek kamusal alanlarından birisi. Park, yemyeşil mevsim bahçeleri, ücretsiz aktiviteleri, birinci sınıf tuvaletleri ve açık havada yemek yiyebilme imkanlarıyla ünlü (bryantpark.org).

Bu geniş alan hantal bir ağırlıktan ve gereksiz bir büyüklükten tamamen uzaktadır. O, mavi, yeşil parlak camlarıyla, çelikten gövdeleriyle devasa gökdelenler arasında bir başına yaşamakla kalmaz. Sahip olduklarıyla ürettiği huzuru ve barındırdığı güzellikleri, içinden geçen, ona dokunan-dokunabilen herkesle paylaşır. İlkbaharı ve yazı yeşilin tonları ile işlenmiş bin bir rengi ve dinginliği ile karşılarken; sonbaharda ise turuncusu ve kırmızısı ile romantizmin beşiğine doğru çeker sizi adeta. Eğer şehre kış geldiyse O da soğuk havaya inat yine oralarda olmanız için bir bahane üretmenize yardımcı olur; yazdan, bahardan kalan ona dair bildiklerinizle. Ama o bu kez bambaşka bir yüzle çıkar karşınıza; artık, üzerinde neşeli çocuk seslerine büyüklerin kahkahalarının karıştığı bembeyaz bir buz pistinden ibarettir ve adeta beyaz bir gelinliğin sıcaklığında içinde kalmanıza davet mektupları yazmaktadır.


5. ve 6. Caddelerin arasında 42. Sokakta yer alır Bryant Park. Hemen sırtını yasladığı New York Halk Kütüphanesi’nin (New York Public Library-NYPL) arka bahçesi konumundadır. New York’un hemen hemen tüm parklarında bulunan sandalyeleri ve yuvarlak masaları burada “Bryant Park” logoludur. Günün her saatinde güneşlenen, kitap okuyan, kendini ya da kulağına erişmekte olan müziğini dinleyen, arkadaşları ile sohbet eden yüzlerce insan bu parktan nasibini alır. New York’taki parkların müdavimlerinin çantalarında, kitap ve (termostaki) kahvelerinin yanında -yakalanan ilk fırsatta çimlere oturmak ya da uzanmak için kullanılmak üzere- bir de kilim bulunur. O kilimlerin ne kadar çeşitli olabileceğine dair bir araştırma yapmak isteyen mutlaka Bryant Park’a da uğramalıdır. Bu arada sandalyede oturmanın da bir üslubu olmalı diyorsanız eğer siz de oradan geçmelisiniz bu vesile ile. Zira burada kıyafetiniz hangi zamana ve mekana uygun olursa olsun bir sandalyeyi vücudunuz için kullanacaksanız diğeri bacaklarınızı uzatmanız için bekliyor olacaktır hemen yanınızda.

New York City Parklar ve Rekreasyon Departmanı’na ait olmasına rağmen, Bryant Park, 1980 yılında kurulan ve Bryant Park’ın restorasyonuna öncülük eden, kar amacı gütmeyen özel organizasyon şirketi Bryant Park Corporation (BPC) tarafından yönetilmektedir. Park, kamu-özel ortaklığının başarısı adına bir model olarak gösterilir.

Yaz gezmelerimin akşam üzerlerini genelde orada noktalamayı sevdim ben. Bazense öğle aralarında ihtişamlı gökdelenlerde çalışanların yemek molalarındaki hallerini izlemek için oldum oralarda. Hemen yakındaki New York Üniversitesinde çalıştığını varsaydığım şık takım elbiseli bir beyefendinin çimlere elindeki öğle yemeği paketini bırakıp sırt çantasında getirdiği kilimi yere serdiğini gördüm bir öğle vakti. Sonra ceketini, kravatını ve ayakkabılarını çıkardı. Buraya kadar “ben de yaparım” demiştim. Devamında kumaş pantolonunun paçalarını sıvadı bir kaç satır ve sonra çoraplarını fora ederek ayaklarını yemyeşil çimlerin huzuruna bıraktı. İşte o zaman ona çok özendim. Yemeğini yedi. 40-45 dakika sonra çıkardıklarını tekrar giydi ve kilimini toplayıp işine geri döndü. Ne imtiyazdı bu böyle.
Bir başka öğle arasında ise yine parkın müdavimleri Japon piyano sanatçısının harika ezgileriyle yemeklerini yediler. Yiyecekleriniz almak için çevrede pek çok seçenek olduğu için parktaki lokantadan yararlanmayabilirsiniz.

Zaman zaman çimlerde yoga etkinlikleri, zaman zaman Amerikan tarzı oyunların oynandığı festival günlerine denk gelebilirsiniz. Hepsi programlı elbette.





Peki bu parkın bir hikayesi var mıdır acaba? Bugüne nasıl gelmiştir? Vakitli vakitsiz ziyaretlerim sırasında bu konuyla ilgili yazılar okuma ihtiyacı hissettim. Çünkü insanların tutkuyla burada bulunuyor olmalarının altında yatan bir hikaye olmalıydı bence. Nitekim okudukça şunu bir kez daha anladım, hiç bir şey tesadüfen olmuyor. Bazı şeyler doğduğu gün edindikleri rolleri var oldukları sürece sürdürmek için bin türlü güçlük, aksilik ve zamanın getirdiği değişim rüzgarlarına karşın hep bir çaba içinde oluyor. Bu parkın hikayesi de bana ibretlik bir öykü gibi geliyor. Buyurun birlikte karar verelim.
BP hikayesi başlıyor
Manhattan göç dalgasından nasibini alıyor
Avrupa’dan Kuzey Amerika’ya 1600’lerin ilk yıllarında büyük bir göç dalgası başlamış. Üç yüzyıldan fazla süren bu akım, birkaç yüz dolayında İngiliz kolonici ile başlamış ve yeni katılımlar sonucu milyonları aşan bir sele dönüşmüş. Güçlü ve çeşitli nedenlerle göç eden bu insanlar, kıtanın kuzey kesiminde yeni bir uygarlık kurmuşlar.
Bugün Bryant Park’ın da içinde bulunduğu Manhattan adasında yerleşim 1620’lerin başında başlamış. Rivayete göre, ada 1624’te bölgedeki Kızılderililerden 24 dolar karşılığında satın alınmış. Hemen ardından da adaya New Amsterdam adı verilmiş.
Hollanda yerleşim birimleri, genel bir kural olarak, Avrupa’dan atanan otokrat valiler tarafından yönetiliyormuş. Yıllar geçtikçe yerel halk onlardan uzaklaşmış. Bunun sonucu olarak, İngiliz koloniciler Long Island ve Manhattan’daki Hollanda topraklarına tecavüze başlayınca, halk tarafından beğenilmeyen vali onları savunma için toparlamayı başaramamış. New Netherlands 1664’te düşmüş.
Hollandalılar, New Netherlands’ın düşmesinden ve İngiliz koloni sistemi ile birleşmelerinden uzun yıllar sonra da, New York bölgesinde önemli bir toplumsal ve ekonomik etken olmayı sürdürmüşler. Evlerinin dik ve sivri çatıları, kent mimarisinin değişmez bir parçası olmuş ve tüccarları da Manhattan’da ilk günlerdeki hareketli ticaret atmosferinin doğmasında büyük rol oynamışlar.
Rezervuar Meydanı’ndan Bryant Park’a
Bugün Bryant Park olarak anılan yer 1686 yılında, New York’un İngiliz Sömürge Valisi Thomas Dongan tarafından halka açık alan olarak belirlenmiş. George Washington’un birlikleri, 1776’da Long Island Muharebesi’nden geri çekilirken burada konaklamışlar. Alan 1822 yılında satın alınmış ve New York şehrinin yetkisi altına girmiş. Bir yıl sonra, bir çömlekçi tarlasına (fakirler için bir mezarlık) dönüşmüş ve bu hali 1840 yılına kadar devam etmiş. O yıl bitişikteki arsa üzerinde (şimdi New York Halk Kütüphanesi Merkez Şubesi – NYPL) Croton Dağıtım Rezervuarının yapımına başlanmış. Bu sebepten o dönemde Rezervuar Meydanı olarak anılmış. Rezervuar, New York’un su ihtiyacını karşılayacak su kemeri sisteminin büyük parçasıymış.

1853 yılında, parkta New York Crystal Palace ile Bütün Milletler Endüstrisi Fuarı açılmış. Bu açılışa binlerce kişi katılmış. Büyük Sergi Salonu olarak da bilinen Kristal Saray, 1858’de yanmış. Park Gözlemevi, 1853 sergisinin bir parçası olarak inşa edilmiş ve 1856’da da yakılmış. Bölge, Amerikan İç Savaşı sırasında askeri tatbikatlar için kullanılmış. 1870-1971 arasında, Rezervuar Meydanı çağdaş park düzeniyle yenilenmiş. Burası için bir opera binası, bir New York Tarih Kurumu binası, New York Belediye Binası, bir postane binası gibi yapılar planlansa da bunlar hiç bir zaman yapılmamış.
O zamana kadar karmaşık bir yapılanma yaşayan Manhattan 1800’lerin başından itibaren ızgara sistemiyle dizayn edilmeye başlanmış, bugün de halen kullanılmakta olan bu düzenli yapılaşmanın fikir babası olarak Hollandalı mimarlar kabul ediliyor. Manhattan bölgesindeki Bateri Park civarında, Broadway Caddesinin başlangıcında ve Wall Street civarında düşük numaralı cadde ve sokakların çarpıklığı başlangıç zamanlarından bir anı olarak durmaktayken daha sonraki cadde ve sokaklar belirli bir düzenin ve planın ürünü olduklarını haykırmaktadır (yazarın notu).
Rezervuar 1900’de yıkılarak NYPL’nin Ana Şube binası yapılmış ve 1911’de açılmış. Bryant Park, 1933-1934’te Lusby Simpson tarafından yapılan bir plana göre yeniden inşa edilmiş. Bir süre 1988-1992’de peyzaj mimarı Hanna / Olin Ltd. ve mimar Hardy Holzman Pfeiffer Associates tarafından restore edilmiş; bu sırada park yeniden inşa edilmiş. 21. yüzyıl boyunca daha da iyileştirmeler yapılagelmiş.
Orta Manhattan bölgesindeki merkezi konumu nedeniyle Bryant Park çevresine birkaç ulaşım hattı yapılmış. İlk olarak 1878’de Altıncı Cadde metrosu açılmış.

1910’ların başlarında Bryant Park’ın altına Catskill Su Kemeri su tüneli inşa edilmiş. Çalışma tamamlandıktan sonra, Park’ın etkilenen bölümleri restore edilmiş. Birinci Dünya Savaşı sırasında, Bryant Park vatansever mitingleri için sıklıkla kullanılmış, bir “savaş bahçesi” ve Müttefik askerleri için bir “rekreasyon binası” inşa edilmiş. Savaştan sonra, parka bir uygulama bahçesi yerleştirilerek rekreasyon binası kaldırılmış.
1930’larda ise Bryant Park ihmalden dolayı itibarsızlaşmış. On yıl boyunca, Park’ın yenilenmesi için yüze yakın plan önerilmiş ancak hiçbiri yürürlüğe girememiş.
Bryant Park’taki ilk halka açık etkinlikler 20. yüzyılın ortalarında gerçekleşmiş. Örneğin, 1944’te II. Dünya Savaşı sırasında, parkta bir uçak gösterisi yapılmış. Park’taki açık hava yaz konserleri 1948’de New York Halk Kütüphanesinde bir müzikolog olan Philip Lieson Miller tarafından başlatılmış.
1960’lı yıllara gelindiğinde, Bryant Park, bakım yetersizliği ve bölgede gece faaliyet gösteren bir kaç işyerinin olumsuz etkisiyle bir bozulma sürecine girmiş. Suçu önlemek amacıyla 1962’de Bryant Park’ta yeni bir aydınlatma sistemi kurulmuş. 1966’da parklar komiseri Thomas Hoving, kötü gidişe dikkat çekmek ve parkın restorasyonunu konuşmak için bir toplantı düzenlemiş. 1970’lerde, Bryant Park uyuşturucu satıcıları ve evsizler tarafından ele geçirilmiş. Sıradan vatandaşlar ve ziyaretçiler tarafından gözden çıkarılan bir bölge olmuş. Parkın durumu o kadar kötülemiş ki, 1973’te parklar komiseri Richard M. Clurman, hep birlikte temizlik yapmak suretiyle New Yorkluların istediği gibi bir yer haline gelene kadar parkı kapatma tehdidinde bulunmuş. 1976’da parkta bir adam öldürüldükten sonra, New York Times, parkta kumar oynamanın ve içki içmenin yaygın ve olağan hale geldiğinden söz etmiş.
15 Ekim 1969’da, Vietnam’da Savaşı Sonlandırmak için ülke çapında Moratoryum’un bir parçası olarak Bryant Park’ta 40.000 kişinin katıldığı bir miting düzenlenmiş.
1970’lerin ortalarında Bryant Park Topluluk Fonu tarafından ilk temizlik girişimi başlatılmış. Suçu ve suçluları uzak tutacağı umuduyla ücretsiz konserler yapılmış. Bununla birlikte, girişim büyük ölçüde başarısız olmuş.
Bir başka inisiyatif olan Bryant Park Yönlendirme Komitesi, 1977’de yerel işletmeler ve New York Şehir Üniversitesi arasında bir ortaklık olarak kurulmuş. New York Şehri Polis Departmanından daha fazla sayıda memuru görevlendirilmiş. Bölge Savcısı Robert Morgenthau, Bryant Park’taki tutuklamaları daha hızlı gerçekleştirme sözü vermiş. 1978’de, Bryant Park’ın emniyetine ilişkin halk algısı, önceki yıllara göre biraz daha iyi noktaya gelmiş. Ancak uyuşturucu satıcıları, ofis çalışanlarının öğle aralarının ardından, parkı sık sık kullanmışlar. 1979’dan itibaren, kitap ve çiçek pazarları, peyzaj iyileştirmeleri ve eğlence etkinlikleri gibi koordineli bir aktivite programı, Parklar Konseyi adlı bir park savunucusu grubu tarafından başlatılmış. Parklar Konseyi’nin faaliyetleri popüler hale gelmesine rağmen, 1980’lerin başlarında park içinde uyuşturucu kullanımı ve küçük suçlar hâlâ yaygınmış. Bir grup sivil polisin 1980’den başlayarak parka yerleştirilmesinden sonra, altı ay içinde uyuşturucuyla ilgili 400 kişi tutuklanmış.
Bryant Park Restorasyon Şirketi (BPRC), 1980 yılında Dan Biederman tarafından, Time Inc. ve New York Halk Kütüphanesi başkanı Andrew Heiskell ile kurulmuş. BPRC, parkı yeniden canlandırmak için hemen ciddi değişiklikler yapmış. Gelecekteki suçları caydırmak için görünür suç belirtilerinin kaldırılmasını savunan “kırık pencereler teorisinin” savunucusu Biederman, parkı temizlemek, grafiti kaldırmak ve fiziksel hasarı onarmak için sıkı bir program başlatmış. BPRC, yasa dışı davranışlarla baş etmek için özel bir güvenlik birimi de kurmuş. Ayrıca, BPRC yaz aylarında açık hava konseri dizisine başlamış. 1982’ye gelindiğinde tutuklamalar, iki yıl öncesine kıyasla önemli ölçüde azalmış.
1983 yılında, kalabalık kitleleri parka çekmek ve devam eden bakım çalışmaları için para toplamak amacıyla, BPRC, Bryant Park’ı şehirden kiralamayı, yenilemeyi ve parkta bir kafe inşa etmeyi önermiş. 18 milyon dolarlık yenileme, BPRC, NYPL ve NYC Parkları arasındaki bir ittifak tarafından yürütülecekmiş. Restoratör Warner LeRoy, restoranı işletecek ve parkın doğusunda, kütüphanenin bitişiğindeki 80 metre yüksekliğinde, 10.500 metre kare (980 m2) cam kafeyi kurmayı planlamış. Ek olarak, parkta dört küçük yiyecek noktası, bir havuz ve su çeşmesi ve özel bir güvenlik ekibi bulunacakmış. 1984 yılında devlet, BPRC’nin bu tür bir restoran için yer kiralamasına izin veren bir yasa çıkarmış. Şehir Planlama Komisyonu da ertesi yıl yapıyı onaylamış. Ancak, önerilen kafe kütüphanenin arka cephesini gizleyeceğinden halkın muhalefetiyle karşılaşmış. Kafeye karşı çıkan birçok park savunucusu, önerilen restoranın halka açık bir parkın bir bölümünü özel bir kuruluşa devredeceğini iddia etmiş. LeRoy, bu muhalefet nedeniyle 1986’da projeden çekilmiş ve planın sürekli gözden geçirilmesinin önerilen yapıyı “sıradanlığa” getireceğinden korktuğunu söylemiş.
Şehir, 1988’de Bryant Park’ı BPRC’ye devretmiş. Daha sonra park Hanna/Olin Ltd. ve Hardy Holzman Pfeiffer Associates tarafından yeniden tasarlanmış.
Taşınabilir sandalyeler
Uygulama için Park 11 Temmuz 1988’de kapatılmış. Dört yıl sürece proje kapsamında, caddeden daha fazla görülebilirliği artıracak yeni park girişleri yapmak, Fransız bahçesi tasarımını geliştirmek, yemyeşil bir doku ve iç yolları oluşturmak, aydınlatmayı iyileştirmek gibi konular öne çıkmış. Bu aşmada, Biederman, Amerikalı bir sosyolog olan William H. Whyte ile birlikte çalışmış. Whyte ilk olarak taşınabilir sandalyeleri önermiş. William H. Whyte’a göre insanların istedikleri yerde ve şekilde oturmalarına izin vermek uzun yıllara dayanan deneyimlerine göre onlara güçlülük sağlıyormuş. İkinci karar parkın caddeye göre seviyesini eşitlemek olmuş. Park neredeyse sokak düzeyine indirilmiş. Parkın 35 yıldan beri kapalı olan tuvaletleri de yenilenmiş. BPRC ayrıca, heykellerin bir kısmının onarılması gerektiğini ve bu heykellerin restorasyonuna fon sağlamak için William Cullen Bryant’ın ailesine ve diğer ilgililere çağrı yapılmasına karar vermiş. Restorasyonın maliyeti 8.9 milyon dolarmış. 5.7 milyon doları şehir finansmanı ve 3.2 milyon dolarlık özel finansman ile sağlanmış.
Yenileme, NYPL’nin Ana Şubenin Bryant Park’ın altındaki kısımlarını da ele alarak genişletilmiş. Park kazılmış ve üstüne çim, Büyük Çim yerleştirilmiş.
Park, 21 Nisan 1992’de tekrar açılmış. Yeni tasarım geniş beğeni toplamış. New York Times mimari eleştirmeni Paul Goldberger tarafından “çoğu için bir zafer” olarak kabul edilen yenileme, yalnızca mimari mükemmelliği için değil aynı zamanda Whyte’ın vizyonuna bağlı kalması nedeniyle de övgüyle karşılanmış. Goldberger, Biederman’ın sözlerine yer vererek Bryant Park’ın sorununun şehirden kopan bir çevre olarak algılanması olduğunu; paradoksal olarak insanların şehirden kopmadıkları zaman kendilerini daha güvende hissettiklerini ve kamusal alan üzerinde bir kontrol sahibi olduklarını düşündüklerini söylemiş. Yenileme, New York dergisi tarafından “Kentsel Yenilemenin En İyi Örneği” olarak övülmüş ve “küçük bir mucize” olarak tanımlanmış. Tasarım, Peyzaj Mimarlığı Dergisi Tasarım Liyakat Ödülü ve Kentsel Arazi Enstitüsü’nden (ULI) 1996 Mükemmellik Ödülü de dahil olmak üzere pek çok ödül almış. Park, 21. yüzyıl boyunca, Providence Jorge Elorza, Rhode Island gibi diğer şehirlerin belediye başkanlarının bazen taklit etmek için örnek aldığı bir toplumsal yenileme modeli olmaya devam etmiş.
Bryant Park, 1990’ların New York’unun canlanmasına model olmuş. 1995’te bir New York Times makalesinde park “Midtown Şehir Meydanı” ve Midtown ofis çalışanları tarafından sıkça kullanılan bir “ofis vahası” olarak anılmış. 1992’de Beşinci ve Altıncı Caddelerde iki gazete bayisi kurulmuş. Binlerce insanı çeken yaz aylarında açık hava konserleri başlatılmış. Bitkileri yiyen güvercinlerin istilalarını azaltmak için, BPC güvercinleri kısırlaştıran Ornitrol ilacını içeren mısır tanelerini saçmaya başlamış. Bu arada, kütüphanenin yanındaki bir restoranın finansmanı nihayet 1993’te güvence altına alınarak 1995 yılında açılmış.
BPC, 2002 yılında özel yapım bir atlıkarıncayı parka eklemiş ve 2003 yılında bir açık hava kütüphanesi olan Okuma Odası geleneyi yeniden canlandırılmış. Park, Temmuz 2002’de, New York şehrinde ziyaretçilere ücretsiz Wi-Fi erişimi sunan ilk park olmuş. Ücretsiz giriş yapılan bir buz pateni pisti 2005 yılında parkta açılmış.
Bryant Park çevresindeki gayrimenkul değerlerindeki çarpıcı artış ve bitişik alanlardaki yeni inşaatlar, parkın iyileştirmelerinin bir sonucu olmuş. 1993 yılında, Bryant Park çevresindeki eski boş ofis alanlarının hızlı bir şekilde doldurulduğu görülmüş. Yakındaki binalar ve işletmeler de parka atıfta bulunan isimler kullanmaya başlamış.
2010’lu yıllardan itibaren, Bryant Park çevresinde bir yerleşim mahallesi büyümeye başlamış. Parkın iki blok yarıçapı (yaklaşık 150 m) içerisindeki daireler milyonlarca dolara satılmaya başlanmış.
Bryant Park Corporation (BPC), kamuya açık bir parka özel finansmanla özel yönetim sağlama konusundaki en büyük ABD girişimi olmuş. Eski adı Bryant Park Restorasyon Şirketi (BPRC) 2009 yılında Bryant Park iş geliştirme bölgesini yönetmek için oluşturulan Bryant Park Yönetim Şirketi (BPMC)’ne dönüşmüş.
Bryant Park, bugün de her mevsime, günün her saatine ve her türden katılımcıya uygun etkinlikleriyle konuklarını ağırlamaya devam ediyor. Çimlerin kullanıma açık olduğu saatlerde kiliminizi serip -park kuralları dahilinde- dilediğinizce zaman geçirebileceğiniz özel bir park olarak imkanı olanları, yakınından geçenleri bekliyor. New York’ giden hemen herkesin ilk görmek istediği yer Time Square olduğu düşünülürse ve ikisi arasındaki mesafede mesafeden sayılmazsa bir kaç blok ilerleyip bu müstesna parktan sizin de nasibinizi almanız önerilir.
Bu yazı neden yazıldı?
Bryant Park merkezi konumu, dinlendirici ortamı, yeşiller arasındaki huzuruyla seçkin bir park. New York’ta ya da belki de yaşadığınız şehirde buna benzer parklar mevcut olabilir. Bu yazının yazılmasına asıl sebep bir yeri övmekten ziyade o yerin bugünlere nasıl geldiğinin etkileyici hikayesini paylaşmaktan ibarettir. Yukarıda özet olarak verilmeye çalışılan bilgilere bakılırsa bir şey dikkati çekecektir, bir alan eğer bir konuya tahsis edilmişse o geçmişte de bugün de aynı değerde yaşatılabiliyor. Eskiden öyleydi ama şimdi ihtiyaçlar değişti, artık böyle demek büyük bir kolaycılık oluyor. Neredeyse Manhattan’da ilk göçmen yerleşimlerinden başlamak üzere hep park alanı olarak kullanılan bu alan şimdi gökdelenlerin arasında bir vaha gibi insanların nefes alabileceği özel bir mekan olarak varlığını koruyor. Park tarihçesinden edinilen bir başka bilgi ise sivil toplum kuruluşları, bilim insanları ve en önemlisi toprağın gerçek sahibi halk kesimleri bir şey istemeli ve onu savunacak bilgi birikimine sahip olmalı. Eğer toplum bir konuda tutarlı bir inanca, tarafsız bir bilgi birikimine sahipse ne istediğini de sonucun az çok nereye varacağını da biliyor. Bu parkta, yukarıda anlatıldığı şekillerde oturup zaman geçirirken, onun hakkında okumalar yaparken aklımdan bunlar geçiyordu. Okurla bunları paylaşmanın bir yararı olacaksa onun da özneden bağımsız olmak üzere sözü edilen modelin kendi yaşantımıza nasıl uyarlanabileceğine dair fikirler geliştirmeye başlamamızla mümkün olabileceğine inanırım.




