Kıyıda köşede kalmış ayrıntılarımızla nasıl da farklıyız değil mi? Ya da ya da nasıl da aynıyız değil mi aslında? Kimsenin görmediği ama bir göreni olsa da fark edilse dediği şeyimiz az mı sanıyorsunuz? Onlar fark edilse diye yüreğimiz avucumuzda gezdiğimiz zamanlar az mı? Sadece bunu -belki kendimize bile- seslendirmekten imtina ediyoruz.
Kimimiz duygusundan düşüncesine, bakışından işvesine her şeyi ehlileştirerek gizemde tutuyor kendini, kimimizse uluorta meydanlık yerde.
Rüzgârın şiddetle ve ısrarla cama fırlatarak önüme sürdüğü yağmurun damlalarını izledim uzun uzun az önce. Her birinin cama dudak deyişi de üzerinde süzülüşü de apayrı. Oysa savuran rüzgar da doğuran ana da aynı her birini… kimi camın kaygan yüzeyinde vantuzlu dudaklarıyla keyifte kimiyse arkasını dönüp gitme telaşında… aynı biz gibi, kimi şiirde geçen ve müstehcen bulduğu dudakları görmezden gelmekte, kimiyse yapıştığı camın canını almakta… kimi sonbahar sabahı serinliğinde kimiyse dörtnala bahara koşmakta… hepimiz gibi, biz gibi…