… Bahçeye çıktım. Kameriyede de kimse oturmuyor. Sabah serininde arılarla çiçekler söyleşmekte. Zakkumlar, yaseminler, çay gülleri, sardunyalar, kameriyenin pergolasına sarılmış acemboruları, mor salkımlar. Bir renk cümbüşü içinde güzel bahçemiz. Aralarında dolanıp kokularından sebeplenirken birden aklıma annem geliyor. Acaba bahçenin bu halini o da gördü mü? Gördüyse kaç mevsim geçirdi bunların arasında? Ya hangi çiçekleri sevdi kokladı? Hangisinin kokusunu doyasıya içine çekti? Beni karnında taşırken hangi bitkinin yanında daha fazla vakit geçirdi? Onların kokusundan esinlenip bana güzel sözler söyleyip hisler besledi mi? Her anne adayı gibi beni sağlıkla kucağına alacağı günü özlemle bekledi mi? İki erkekten sonra benim kız olacağımı biliyor muydu?
Dün aklıma gelmeyen onlarca soru bugün gerçeğim oluverdi. Önceki sabah uyanır uyanmaz yine böyle bahçeye inmiş, bitkilerin arasında dolaşmıştım. Baharda varlıklarıyla yeri göğü inleten ama şimdi sadece yeşil yaprakları kalan mor salkımı sevmiştim. Kendisiyle konuşurken, senin o coşkun çiçeklerin şimdi nerelerde kim bilir diye sormuştum. Varlıkla yokluk arasındaki ince çizginin sadece mor salkımın çiçeklerine dair olamayacağı açık. Biz fark etmesek de kim bilir kimler, neler bir var olup bir kayboluyor. Belki annem de baharda çiçekleriyle bahçeye masalsı renkler armağan eden mor salkımın çiçekleri gibi buralarda var oldu. Varlığıyla, şu evi yuva yaptı. Mutfağında pişirdiği yemeklerin kokusu vardı. Bahçemizde yetiştirdiği onlarca çeşit otla salatalar, mezeler yaptı. Babam işe, ağabeylerim okullarına giderken bahçe kapısına kadar çıkıp onları uğurladı. Arkalarından dualar etti. Akşam vapurunun gelişini siren sesinden izledi, ocağın altını açtı. İskelenin karşısındaki kasaptan kıyma aldı, köfte yaptı. Yanındaki kırtasiyeci Melih beyden aldığı defterleri yine orada gördüğü renkli kaplarla kapladı, çocuklarının çantasına koydu. O zamanlar deniz hamamları olmadığı için belki denize hiç giremedi. Ya da denize girebilmek için tutucu bir insan olan babamla bir olup Sarıyer’den öteye gidip bakir yerler aradılar...