Nefes almayı dilemek

Her insanın güne uyanışı birbirinden farklı olmalı. Siz ilk gözünüzü açtığınızda ne düşünürsünüz, ne yaparsınız bilmiyorum. Eğer isterseniz bu gönderinin altına yazabilirsiniz tabi.

Herkes kendi yaşadığını bilir. “Sadece” kendimizi bilmek bizi yalnız yapmaz. Olsa olsa kendimizi iyi tanımış, bildiğimizin altını çizmiş oluruz. Birileri de bilsin dersek yakın bulduklarımızla bunları paylaşırız. Bu da sohbet olur. Ama neden benim şuyumu bilmiyorlar diye hayıflanmak anlamsız bir talep bence.

Gün aydınlanırken gözlerim hemen açılmak ister benim. O günün başına düşecek hiç bir şeyi kaçırmak istemem. Güneş hangi renklerini sabaha bahşetmiş, gökyüzü bulutlu mu açık mı, kuşlar dalları basmış da muhabbete kurulmuş mu, erkenciler sokaklarda hafif öne eğik yola koyulmuş mu, boş caddelerde yolun ortasından gidenler bunun keyfinde mi… uzar gider bu merak listesi. Gün başlamış, günden nasip dileme vakti gelmiştir. Şöyle derim içimden açıkça:

Bugün bir ihtiyaçlının yaşamına dokunmaya fırsatım olsun. Bunun peşinden koşacak zamanı, dikkati, algıyı oluşturamayabilirim, o benim yoluma çıksın. Almak istediğim bir şey varsa bugün onu kolayca alayım. Kimseye küfür edecek kadar kızmayayım. Yolda önüme atlayana yol verecek geri duruş sakinliğinde kalabileyim…” Bir çırpıda aklımdan geçen bu dileklerin hepsi bir günde olmaz elbette. Ama ben yine de dilerim. Olduğu kadarına talibim ki yarın sabaha yine umutla başlamak için sebebim olsun.

Yine, yeni bir gün başladı. Kuşlar öyle neşeli ki, biz en bedbin en bedbaht iklimi başımıza geçirsek de hayat hep devam eder. O halde umudun mumunu önce kendimiz yakmalı yola çıkmalıyız.

Son söz: Belki hepimiz, çok büyük şeyler yapamayabiliriz ama hepimiz büyük bir sevgiyle küçük şeyler yapabiliriz (Rahibe Teresa).

Güzel geçsin gününüz. Umutlu sabahlar.

Yorum bırakın